Selamlar, uzun süredir yeni bir blog yazısı yazmamıştım. Yeni bir blog yazısıyla yeniden karşınızdayım. Bugün sizlere, sade ve basit bir şekilde Monolitik Mimariyi anlatmaya çalışacağım. İyi okumalar.
Yazılım dünyasında monolitik mimari denildiğinde çoğu geliştiricinin aklına şu kavramlar gelir:
- Eski teknolojiler
- Ölçeklenemeyen sistemler
- Karmaşık ve bakımı zor projeler
Ancak bu algı büyük ölçüde yanlıştır. Monolitik mimari, doğru uygulandığında hala modern yazılım projelerinde tercih edilen, güçlü ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır.
Bu yazımda şu sorulara net cevaplar vereceğiz:
- Monolitik mimari nedir?
- Monolitik mimari ile mikroservis arasındaki fark nedir?
- Monolitik mimari gerçekten kötü mü?
- Ne zaman monolitik mimari tercih edilmelidir?
Monolitik Mimari Nedir?
Monolitik mimari (Monolithic Architecture), bir yazılım uygulamasının tüm bileşenlerinin tek bir uygulama içerisinde geliştirilmesi ve dağıtılmasıdır.
Bu bileşenler genellikle şunlardır:
- Kullanıcı arayüzü (UI veya API)
- İş kuralları (Business Logic)
- Veri erişim katmanı (Data Access Layer)
Tüm bu katmanlar aynı kod tabanı, aynı build süreci ve tek deploy ile çalışır.
Kısaca: Monolitik mimari = tek uygulama, tek build, tek deploy
Monolitik Mimari Nasıl Olmalıdır?
Burada kritik bir nokta vardır:
Monolitik mimari, düzensiz kod anlamına gelmez.
İyi tasarlanmış bir monolitik mimari şu özelliklere sahiptir:
- Katmanlı mimari (Controller – Service – Repository)
- Modüler proje yapısı
- SOLID prensiplerine uygunluk
- Test edilebilirlik ve okunabilir kod
Örnek bir monolitik proje yapısı:
Controllers
Services
Repositories
Domain
Infrastructure
Bu yapı, hem geliştirilebilir hem de uzun vadede sürdürülebilirdir.
Monolitik Mimari Neden Kötü Bir Ün Kazandı?
Monolitik mimarinin kötü olarak anılmasının sebebi mimarinin kendisi değil, yanlış uygulanmış örnekleridir.
En sık yapılan hatalar şunlardır:
- İş kurallarının Controller içine yazılması
- Tek bir sınıfta yüzlerce sorumluluğun toplanması
- Katmanlar arasında sıkı bağımlılık
- Modülerliğin tamamen kaybolması
Bu durumda ortaya çıkan problem kötü monolittir, monolitik mimari değil.
Monolitik Mimari ile Mikroservis Mimarisi Arasındaki İlişki
Yazılım dünyasında sıkça karşılaşılan bir ifade vardır:
“Bir sistem mikroservis olabilmek için önce monolitik olmalıdır.”
Bu ifade teknik olarak yanlış anlaşılmaya açıktır. Doğru yorum şöyledir:
İyi bir mikroservis mimarisi, iyi tasarlanmış bir monolitten çıkar.
Her mikroservis:
- Kendi içinde küçük bir monolittir
- Kendi iş kurallarını barındırır
- Kendi verisini yönetir
- Bağımsız olarak deploy edilir
Bu nedenle mikroservis mimarisi, monolitik yaklaşımın dağıtılmış bir versiyonu olarak düşünülebilir.
Dağıtık Monolit (Distributed Monolith) Nedir?
Yanlış mikroservis geçişlerinde sıkça yapılan bir hata, katmanların ayrı servisler haline getirilmesidir:
Bu yapı mikroservis değildir. Buna dağıtık monolit denir ve genellikle:
- Daha fazla karmaşıklık
- Daha zor debug
- Daha düşük performans
gibi sorunlara yol açar.
Ne Zaman Monolitik Mimari Tercih Edilmelidir?
Monolitik mimari aşağıdaki durumlarda doğru bir tercihtir:
- Proje yeni başlıyorsa
- Ekip küçük veya orta ölçekliyse
- İş kuralları henüz net değilse
- Hızlı geliştirme ve debug öncelikliyse
Birçok büyük ölçekli yazılım sistemi bile yolculuğuna monolitik mimari ile başlar.
Monolitik Mimari mi, Mikroservis mi?
Bu soru genellikle yanlış sorulur.
Asıl sorulması gereken şudur:
Bu proje için hangi mimari daha uygun?
Monolitik mimari, doğru tasarlandığında ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve mikroservislere evrilebilir bir yapıdır.
Özetle
Monolitik mimari, yazılım dünyasının eskimiş bir yaklaşımı değildir. Aksine, doğru uygulandığında hala modern yazılım projelerinin temel taşlarından biridir.
Önemli olan mimariyi seçmek değil, mimarinin doğru uygulanmasıdır.
Bu yazımda sizlere Monolitik Mimariyi sade ve anlaşılır bir dille anlatmaya çalıştım umarım faydalı olmuştur. Sorularınız veya önerileriniz varsa yorum yazarak veya mail atarak sorabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıkla kalın.
